
Bilen bilir, bayılıyorum boxer olayına; ilk defa karşılaştığımda 90'ların sonlarıydı, paçalı don gibi değildi, bir başka rahattı, desenli oluyordu, donla kalma korkusu diye bişi yoktu, yürürken bir özgüven veriyordu erkek adama, biraz da pahalıydı, öyle Kemeraltı'ndan gidip top kumaş gibi kiloyla alamıyordun, bir tanesine gözün gibi bakıp (g.t de olur, bütün gün onunla muhattab oluyor lakin) her hafta yıkıyordun, ruh haline göre desen seçip giyebiliyordun (bu çok abartı oldu, İzel'in limuzinli saksafonlu eski klibinde çekmecesinde takım takım çorap ve kravat duran adam gibi), kısacası büyük çoğunlukla altına boxer olarak ne giydiğini sadece senin bilmene rağmen gizliden gizliden güzel olduğunu hissediyordun...

Bu hisleri hala hissediyorum tabii ki de, hem de daha çok çünkü bir millet olarak modayı yakalamada, insanın kendine yakışanı giymesinde şu son 10 yılda çok yol aldık, sığır gibi beyaz slip donlar, paçalı yün içlikler falan komple kalktı, yani belki kalkmamış olabilir tabii milletin iç çamaşır zevki bizi ilgilendirmez ama estetik olarak güzel görünmekte bu
boxer denen meret; insanlık hali, kaza geçirirsin, denize düşersin, soyulursun, basılırsın, anahtarı içeride unutursun, deprem olur, yangın olur (biz yangına gideriz, eğlenceye bak mına koyayım, yangın izlemeye gidiyo salaklar), birşey almak için eğilirsin vs. kısacası sadece donla kalabileceğin onlarca iş başına gelebilir, bu nedenle hiçbir zaman ihtiyatı elden bırakmamak lazım;
- çat yangın çıktı, apar topar indin, aşağıda haber ekipleri kameramanlar falan görüntü aldı, işte, geceleri ne kadar şık ve sadece köpeğiyle yaşayan yakışıklı herif edasıyla uyuduğunu belgelendi;
- çat anahtar içeride kaldı, komşuya öyle Şahin K. gibi gidilmez, boxerınız sayesinde modanız sizden önce içeri girer;
- çat birşey almak için eğildiniz, pırıl pırıl çatalınız ortaya çıkmak durumunda kaldı ama biraz daha aşağıdan adeta bir moda güneşi gibi doğan şekilli boxerınız ile meraklı fıldır gözlerin nazarını çatalınızdan başka yere milisaniyeler içinde çekebilirsiniz...
İşin bu kısmı gösteriş tabii ama sliplere göre vaad ettiği rahatlığı nasıl anlatabilirm bilmiyorum, anlatamam zaten, giymek lazım, o yüzden es geçiyorum ve geliyorum alışveriş çılgınlığı kısmına; çoluk çocuk gibi doğumgünümden önce 'aaay bana şunu alırsanız çok seviniriiim' şeklinde bir itibar uyanmasın lakin var daha doğumgünüme ama bayılıyorum büyük mağazalara girip şekil boxer aramaya, pazara gidip 'ulan belki bir umut güzel boxerlar vardır' diye dolanmaya, kolleksiyon yapmaya, hiç giymemeye, baş tacı yapmaya, arada giyip evde gezmeye...
Yazları yanlız yaşamaya başlayınca evde boxer üstü atlet ile gezme özgürlüğüne kavuştum ve 'ulan madem doncak geziyoruz bari biraz marka takılayım, cama, pencereye, balkona, çöp atmaya, arabayı çekmeye (daha değil) gibi icraatlara kalkıştığımda bari az tepki çekeyim...'' şeklinde düşünmeye başladım, çünkü anne tarafından
Alaçatı'lılık var, doncak veya en insani ihtimalle şortla gezmeye bayılıyoruz, yaz mevsiminde
Alaçatı'daki evlerde askılı atlet ve donla gezen her yaştan erkek olunca evde tadilat varmış gibi duruyordu; marka takılayım dedim de mi en son, hah, işte ezelden beri
Don Juan isimli boxerı tek geçerim, her deseninde ayrı bir kreasyon ötesi ahenk mevcut, pamuklanmayan, kıvrılmayan, terletmeyen ürünleri nazarımı bir hayli çekti,
Ambrassador,
George Henry,
The Don gibi karşılaştığım güzel ama dar kalıplı markalar da var ancak hiçbiri bu İzmir'li tekstilcilerin elinden çıkma
Don Juan kadar olamaz...
2007 - 2008 Kreasyonum
2008 - 2009 Kreasyonum''iç çamaşırı müssesesinde erkeklerin de kadınlar kadar artislik yapabileceği bir dünya için, şekilli boxer giyin, giydirin...''-
Serhat Eldem, tam tarihi hatırlamıyom...
Not: ulan millet Buff yazar, bizim yazdığımıza bak, don, bildiğin don değil ama boxer!